Bağdat’ın Amerikan İşgalinin Tarihi ve Kültürü Üzerindeki Etkileri
BÖLÜM 1 THE EFFECTS OF THE AMERICAN INCURSION OF BAGHDAD ON ITS HISTORY AND CULTURE…
GİRİŞ
Küresel sistemde son yıllarda yaşanan gelişmeler, uluslararası düzenin yalnızca güç dengeleri üzerinden değil, aynı zamanda medeniyet perspektifleri, jeopolitik rekabet alanları ve bölgesel kırılganlıklar üzerinden yeniden şekillendiğini göstermektedir. Bu bağlamda İslam coğrafyası, sahip olduğu demografik büyüklük, doğal kaynak zenginliği, stratejik ulaşım hatları üzerindeki konumu ve tarihsel birikimi ile küresel sistemin merkezî alanlarından biri olmasına rağmen, çok katmanlı krizlerin yoğunlaştığı bir coğrafya olarak öne çıkmaktadır.
Bu çerçevede Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASSAM) tarafından düzenlenen uluslararası kongreler, İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu sorunların yalnızca akademik düzeyde tespit edilmesini değil, aynı zamanda bu sorunlara yönelik uygulanabilir çözüm önerilerinin geliştirilmesini amaçlayan önemli bir platform niteliği taşımaktadır. ASSAM Kongreleri; uluslararası, bölgesel ve yerel krizleri çok boyutlu olarak ele alarak, İslam ülkelerinin ortak bir irade altında toplanmasını sağlayacak kurumsal yapıları ve mevzuat modellerini ortaya koymayı hedeflemektedir.
Bu editöryal kitap, söz konusu vizyonun bir çıktısı olarak, “Avrupa ve Orta Asya (Türkistan) İslam Devletleri Bölgesi Krizlerine Çözüm Arayışı – 2025 Kongresi” kapsamında sunulan akademik çalışmaların stratejik bir perspektifle yeniden değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. 08–09 Kasım 2025 tarihlerinde İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşen 2025 yılı kongresi, ASSAM’ın 2024–2027 dönemini kapsayan ikinci kongre serisinin önemli bir aşamasını teşkil etmekte olup, Avrupa ve Orta Asya (Türkistan) bölgesinde yaşanan siyasi istikrarsızlıklar, kimlik ve sınır sorunları, büyük güç rekabeti, güvenlik tehditleri ve ekonomik kırılganlıklar gibi çok boyutlu kriz alanlarına odaklanmaktadır.
Kongre kapsamında, alanında yetkin yerli ve yabancı akademisyenler, düşünürler, yazarlar, gazeteciler ve sivil toplum temsilcileri tarafından gerçekleştirilen sunumlar ve tartışmalar, bölgenin demografik, jeopolitik ve sosyo-kültürel yapısına ilişkin kapsamlı analizler ortaya koyarken; aynı zamanda bölgenin tarihsel olarak emperyalizm ve sömürgecilikle şekillenen mücadele geçmişini de güncel gelişmelerle birlikte değerlendirmiştir. Bunun yanı sıra, küresel güçlerin bölgeye yönelik politikaları, enerji hatları, ticaret koridorları ve göç dinamikleri çerçevesinde ekonomik ve stratejik rekabet alanları detaylı biçimde ele alınmıştır. Güvenlik boyutunda ise bölgesel çatışmalar, istikrarsızlık alanları ve bunlara yönelik çözüm arayışları çok yönlü bir perspektifle tartışılmış; yalnızca sorunların tespitiyle sınırlı kalınmayarak, uygulanabilir politika önerileri geliştirilmesine yönelik önemli katkılar sunulmuştur. Bu yönüyle kongre, farklı disiplinlerden gelen bilgi birikimini bütüncül bir çerçevede bir araya getirerek, Avrupa ve Orta Asya (Türkistan) bölgesine ilişkin krizlerin çok boyutlu doğasını ortaya koyan ve çözüm odaklı stratejik yaklaşımların geliştirilmesine zemin hazırlayan önemli bir entelektüel platform işlevi görmüştür.
Bu kitabın temel amacı; söz konusu bölgesel krizleri yalnızca betimlemek değil, aynı zamanda bu krizlerin tarihsel arka planını, güncel dinamiklerini ve geleceğe yönelik olası çözüm yollarını bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymaktır. Bu yönüyle çalışma, akademik bir derleme olmanın ötesinde, karar alıcılar, politika yapıcılar ve araştırmacılar için stratejik bir referans metni niteliği taşımaktadır. Kitapta yer alan bölümler, farklı coğrafyalara ve tematik alanlara odaklanmakla birlikte, ortak bir çerçevede İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu yapısal sorunlara dikkat çekmekte ve çözüm üretme kapasitesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Bu doğrultuda kitapta yer alan bölümler şu şekilde özetlenebilir: İlk bölümde, Irak’ın işgali üzerinden dış müdahalelerin yalnızca siyasi ve askeri sonuçları değil, aynı zamanda medeniyet hafızası ve kültürel miras üzerindeki yıkıcı etkileri ele alınmaktadır. Müdahalenin uluslararası hukuk ve meşruiyet boyutu sorgulanırken, modern müdahale pratiklerinin arka planındaki güç ilişkileri tartışılmaktadır. İkinci bölümde, Çin’in Türkiye üzerindeki etkisi ekonomik bağımlılık, dijital altyapılar ve kültürel etkileşimler üzerinden çok boyutlu olarak analiz edilmektedir. Bu çerçevede, küresel güç rekabeti bağlamında stratejik özerklik, veri güvenliği ve egemenlik tartışmaları öne çıkarılmaktadır. Üçüncü bölüm, Türkiye’nin Azerbaycan–Ermenistan krizindeki rolünü güç projeksiyonu ile barış inşası arasındaki denge üzerinden değerlendirilmektedir. Türkiye’nin bölgesel etkisi, arabuluculuk kapasitesi ve yeni jeopolitik dengeler içindeki konumu eleştirel bir perspektifle analiz edilmektedir. Dördüncü bölümde, Doğu Türkistan Uygur diasporasının tarihsel oluşumu ve küresel ölçekte örgütlenen mücadele süreci incelenmektedir. Diasporanın uluslararası alanda görünürlük kazanma çabası ile karşı karşıya olduğu siyasi ve kurumsal zorluklar birlikte değerlendirilmektedir. Beşinci bölüm, el-Fârâbî’nin siyaset felsefesi üzerinden güç, adalet ve siyasal birlik kavramlarını yeniden yorumlayarak İslam dünyası için teorik bir çerçeve sunmaktadır. Bu yaklaşım, modern siyasal krizlerin çözümünde değer temelli bir yönetişim anlayışının imkânlarını tartışmaya açmaktadır. Altıncı bölümde Pakistan’ın tarihsel arka planı, siyasal yapısı ve jeostratejik konumu çok boyutlu olarak analiz edilmektedir. Ülkenin iç dinamikleri ile küresel güçler arasındaki denge politikası, fırsatlar ve kırılganlıklar çerçevesinde değerlendirilmektedir. Yedinci bölüm, Türkiye ve Hindistan’ın dış politika yaklaşımlarını karşılaştırmalı olarak inceleyerek yükselen güçler perspektifini ortaya koymaktadır. Her iki ülkenin bölgesel ve küresel düzeyde izlediği stratejilerin benzerlikleri ve farklılıkları, değişen uluslararası sistem bağlamında analiz edilmektedir. Sekizinci bölüm, Haçlı Seferleri üzerinden şekillenen kolonyalist zihniyetin tarihsel sürekliliğini ortaya koyarak modern dönemdeki yansımalarını incelemektedir. Bu çerçevede, geçmişten günümüze uzanan güç, söylem ve müdahale biçimleri arasındaki bağlantılar ele alınmaktadır. Dokuzuncu bölümde ise Doğu Türkistan meselesi bağlamında mevcut mücadele anlayışı eleştirel bir bakışla değerlendirilmekte ve stratejik bir dönüşüm ihtiyacı ortaya konulmaktadır. Çalışma, çok katmanlı bir mücadele doktrini önererek uygulamaya dönük somut politika ve strateji çerçevesi sunmaktadır. Onuncu ve son bölümde ise Balkanlar ve Rumeli coğrafyası tarihsel süreklilik, kimlik ve medeniyet perspektifi çerçevesinde ele alınmakta; bölgedeki Müslüman varlığın geçmişten günümüze uzanan serüveni ile karşı karşıya olduğu güncel zorluklar analiz edilmektedir. Bu bağlamda Balkanlar’ın yalnızca tarihsel bir miras alanı değil, aynı zamanda günümüzde de stratejik, kültürel ve jeopolitik önemi devam eden bir coğrafya olduğu vurgulanmaktadır.
Sonuç olarak bu çalışma, farklı coğrafya ve temalara odaklanan bölümler aracılığıyla, İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu krizleri çok boyutlu bir perspektifle ele almakta; bu krizlerin çözümüne yönelik kurumsal, stratejik ve bütüncül yaklaşımların gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle kitap, ASSAM’ın ortaya koyduğu İslam Birliği vizyonu doğrultusunda, yalnızca akademik bir katkı sunmakla kalmayıp aynı zamanda politika yapım süreçlerine yön verebilecek bir stratejik çerçeve oluşturmayı hedeflemektedir.
SUNUŞ
Bismillahirrahmanirrahim
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’a; salât ve selâm, insanlığa adaleti, hakkı ve hikmeti öğreten Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.) olsun.
İslam coğrafyası, tarih boyunca yalnızca bir inanç alanı değil; aynı zamanda adaletin, ilmin ve medeniyetin taşıyıcısı olan büyük bir insanlık mirasının merkezi olmuştur. Ancak bugün, bu geniş coğrafya; siyasi istikrarsızlıklar, ekonomik kırılganlıklar, dış müdahaleler ve iç çatışmaların yoğunlaştığı çok katmanlı krizlerle karşı karşıyadır. Bu durum, yalnızca bölgesel bir sorun değil, aynı zamanda küresel barış ve adaletin geleceğini de doğrudan etkileyen bir mesele hâline gelmiştir.
Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASSAM) olarak bizler, İslam dünyasının sahip olduğu potansiyelin ancak ortak bir irade, güçlü kurumsal yapı ve stratejik bir vizyon ile ortaya çıkabileceğine inanıyoruz. Bu doğrultuda düzenlediğimiz uluslararası kongreler, İslam ülkelerinin karşı karşıya bulunduğu sorunları akademik ve stratejik bir zeminde ele alarak, çözüm üretmeye yönelik önemli bir platform sunmaktadır.
Elinizde bulunan bu eser, “Avrupa ve Orta Asya (Türkistan) İslam Devletleri Bölgesi Krizlerine Çözüm Arayışı – 2025 Kongresi” kapsamında ortaya konulan fikirlerin ve analizlerin bir araya getirilmesiyle hazırlanmıştır. Farklı ülkelerden alanında uzman akademisyenler, düşünürler ve araştırmacılar tarafından sunulan çalışmalar, bölgenin jeopolitik, ekonomik, sosyo-kültürel ve güvenlik boyutlarını çok yönlü bir şekilde ele almakta; mevcut krizlerin nedenlerini ortaya koyarken aynı zamanda çözüm yollarına ışık tutmaktadır.
Bu eser, yalnızca bir akademik derleme değil; aynı zamanda İslam dünyasının geleceğine dair stratejik bir arayışın ve ortak akıl inşa etme çabasının bir yansımasıdır. İnanıyoruz ki, Müslüman milletler sahip oldukları değerler, kaynaklar ve tarihsel birikimle, parçalanmışlığı aşarak adalet ve istikrarın hâkim olduğu bir düzeni yeniden inşa edebilecek güçtedir. Bunun için ihtiyaç duyulan en önemli unsur; birlik, istişare ve kararlı bir iradedir.
Bu vesileyle, kongreye ve bu esere katkı sunan tüm akademisyenlere, araştırmacılara ve paydaş kurumlara teşekkür ediyor; bu çalışmanın İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu sorunların çözümüne mütevazı da olsa katkı sağlamasını temenni ediyorum.
Rabbimizden niyazımız odur ki; bizleri hakikatten ayırmasın, adalet yolundan saptırmasın ve ümmet-i Muhammed’i birlik ve dirlik içinde daha güçlü bir geleceğe ulaştırsın.
Saygılarımla,
Melih Tanrıverdi
ASSAM Başkanı
Bağdat’ın Amerikan İşgali Sonrası Tarihsel ve Kültürel Tahribatı
The Effects of The American Incursion of Baghdad on Its History and Culture
Prof. Dr. Kamaruzaman Yusoff, University of Malaya, Malezya
Bu bölüm, 2003 yılında ABD öncülüğünde gerçekleştirilen Irak müdahalesinin Bağdat’ın tarihsel ve kültürel dokusu üzerindeki yıkıcı etkilerini analiz etmekte ve müdahalenin uluslararası hukuk ile Adil Savaş ilkeleri bakımından meşruiyetini sorgulamaktadır. Bulgular, Birleşmiş Milletler onayı olmaksızın gerçekleştirilen bu müdahalenin, kitle imha silahları gibi temelsiz gerekçelere dayandırıldığını ve esasen jeopolitik ve ekonomik çıkarların belirleyici olduğunu göstermektedir. İşgal sürecinde Bağdat’ın binlerce yıllık medeniyet birikimi ciddi şekilde tahrip edilmiş, Irak Ulusal Müzesi başta olmak üzere çok sayıda kültürel varlık yağmalanarak tahrip edilmiştir. Bu süreç, yalnızca fiziki bir yıkım değil, aynı zamanda İslam dünyasının tarihsel hafızasına ve kimliğine yönelik sistematik bir aşındırma olarak değerlendirilmektedir. Çalışma, mevcut uluslararası sistemin kültürel mirası koruma noktasında yetersiz kaldığını ortaya koymakta; bu nedenle İslam ülkeleri başta olmak üzere bölgesel aktörlerin, kültürel varlıkların korunmasına yönelik ortak kurumsal yapılar geliştirmesi ve bağlayıcı mekanizmalar oluşturması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu bağlamda, kültürel mirasın korunması, egemenlik, güvenlik ve medeniyet perspektifinde ele alınması gereken stratejik bir öncelik olarak öne çıkmaktadır.
En Tehlikeli Çin mi ? Türkiye’deki Yansımaları Üzerine Bir Değerlendirme
The Most Dangerous China? An Assessment of Its Impact in Turkey
Mir Kamil Kaşgarlı, Gazeteci-Yazar
Bu bölüm, Çin’in Türkiye üzerindeki etkisini klasik askeri yöntemlerin ötesine geçen çok boyutlu bir “sessiz yayılma” stratejisi çerçevesinde analiz etmektedir. Çalışmada, ekonomik ilişkiler, tedarik zincirleri, dijital altyapılar, finansal araçlar ve kültürel etkileşimler üzerinden şekillenen bu sürecin, Türkiye’nin egemenlik kapasitesi ve stratejik özerkliği üzerindeki etkileri değerlendirilmektedir. Bulgular, özellikle sağlık, teknoloji ve sanayi alanlarında Çin’e artan bağımlılığın kırılganlıklar oluşturduğunu; dijital platformlar ve veri akışları üzerinden ise veri güvenliği ve ulusal güvenlik açısından yeni risk alanlarının ortaya çıktığını göstermektedir. Bunun yanı sıra, ticaret dengesizlikleri ve altyapı yatırımları yoluyla ekonomik etkinin derinleştiği; eğitim, medya ve kültürel alanlarda ise uzun vadeli algı ve yönelimlerin şekillendirilmeye çalışıldığı tespit edilmektedir. Bölüm, söz konusu sürecin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik ve stratejik bir mesele olarak ele alınması gerektiğini vurgulamakta; Türkiye’nin üretim kapasitesini güçlendiren, dijital egemenliğini koruyan ve kritik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltan bütüncül politika yaklaşımlarının gerekliliğine dikkat çekmektedir.
Güç ve Barış Arasında Denge: Türkiye’nin Azerbaycan–Ermenistan Jeopolitik Krizindeki Stratejik Rolü
Balancing Power and Peace: Turkey’s Strategic Role in the Azerbaijan–Armenia Geopolitical Crisis
Prof. Dr. Ghulam Mursaleen, Aligarh Muslim University Aligarh, India
Dr. Raisul Bari, Raja Mahendra Pratap Singh University, Aligarh, India
Asst. Prof. Dr. Leyaqat Khan, Aligarh Muslim University Aligarh, India
Bu bölüm, Azerbaycan-Ermenistan çatışması bağlamında Türkiye’nin rolünü, güç projeksiyonu ile barış inşası arasındaki denge üzerinden analiz etmektedir. Çalışmada, Güney Kafkasya’nın enerji, ulaşım ve jeopolitik rekabet açısından artan önemi çerçevesinde Türkiye’nin bölgesel konumu değerlendirilmekte; Ankara’nın Azerbaycan ile stratejik ittifak ilişkisine sahip bir aktör olarak sürece yön verdiği ortaya konulmaktadır. Türkiye’nin askeri destek, diplomatik girişimler ve koridor politikaları aracılığıyla müzakere süreçlerini etkilediği; ancak bu durumun arabuluculuk kapasitesi açısından güvenilirlik tartışmalarını beraberinde getirdiği tespit edilmektedir. Bölümde ayrıca, 2020 sonrası dönemde ortaya çıkan yeni güç dengeleri, Rusya, İran ve diğer aktörlerle rekabet ve işbirliği dinamikleri ele alınmakta; enerji hatları ve ticaret koridorlarının barış süreci üzerindeki belirleyici rolü vurgulanmaktadır. Çalışma, sürdürülebilir barışın sağlanabilmesi için güvenlik garantileri, egemenlik hassasiyetleri ve karşılıklı faydaya dayalı bölgesel işbirliği mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Doğu Türkistan Uygur Türkleri Diasporasının Dünü ve Bugünü
The Past and Present of the East Turkestan Uyghur Turkish Diaspora
Prof. Dr. Erkin Emet, Ankara Üniversitesi, Türkiye
Bu bölüm, Doğu Türkistan Uygur diasporasının tarihsel gelişimini, göç süreçlerini ve diasporada şekillenen millî mücadele dinamiklerini çok boyutlu bir perspektifle ele almaktadır. Çalışmada, 1930’lu yıllarda başlayan bağımsızlık hareketlerinin 1949 sonrası Çin işgaliyle birlikte kitlesel göçlere dönüştüğü; bu göçlerin Türkiye, Orta Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’da geniş bir diaspora yapısı oluşturduğu ortaya konulmaktadır. Bölüm, diasporanın yalnızca demografik bir yayılım değil, aynı zamanda uluslararası alanda Doğu Türkistan meselesini görünür kılan örgütlü bir siyasal ve kurumsal yapı hâline geldiğini vurgulamaktadır. Dünya Uygur Kurultayı gibi çatı organizasyonların, dağınık mücadeleyi merkezi bir yapıya dönüştürerek uluslararası düzeyde daha etkili bir temsil sağladığı ifade edilmektedir. Bununla birlikte, Çin’in artan baskı politikaları, zorunlu göç dalgaları ve diaspora ile ana vatan arasındaki bağların zayıflatılması gibi gelişmelerin yeni risk alanları oluşturduğu değerlendirilmektedir. Çalışma, Uygur meselesinin küresel ölçekte bir insan hakları, kimlik ve güvenlik meselesi hâline geldiğini ortaya koymakta; diasporanın kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi ve uluslararası işbirliği mekanizmalarının geliştirilmesi gerekliliğine dikkat çekmektedir.
İslami Değerler, Strateji ve Kamu Diplomasisi: el-Fârâbî’den Çıkarımlar
Islamic Values, Strategy, and Public Diplomacy: Insights from Al-Farabi
Prof. Dr. Edward Moad, Habib University, Pakistan
Bu bölüm, İslam siyaset düşüncesi bağlamında güç, adalet ve siyasal birlik kavramlarını el-Fârâbî’nin yaklaşımı üzerinden ele alarak çağdaş İslam dünyasına yönelik stratejik çıkarımlar sunmaktadır. Çalışmada, vahiy, akıl ve güç arasındaki ilişkinin adil bir siyasal düzenin temelini oluşturduğu; gücün bağımsız bir amaç değil, adaletin gerçekleştirilmesine hizmet eden bir araç olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Modern Batı düşüncesinde amaçların bireysel arzular üzerinden şekillenmesine karşılık, İslam düşüncesinde amacın ilahî rehberlik ve akıl yoluyla belirlendiği ortaya konulmaktadır. El-Fârâbî’nin “erdemli şehir” modeli, ortak amaç etrafında birleşmiş, iş birliğine dayalı ve çok katmanlı bir siyasal organizasyon olarak analiz edilmektedir. Bölümde ayrıca, siyasal meşruiyetin biçimsel prosedürlerden ziyade ortak değerler ve kolektif hedefler etrafında oluşan toplumsal uzlaşıya dayandığı ifade edilmekte; bu bağlamda stratejik iletişim ve kamu diplomasisinin önemi vurgulanmaktadır. Çalışma, İslam dünyasında etkili bir siyasal birlik ve yönetişim modelinin, ortak amaç, kurumsal koordinasyon ve stratejik vizyon temelinde inşa edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Pakistan: Tarih, Kimlik, Çoğulculuk ve Stratejik Konumu ile Siyasi ve Ekonomik Yapısı, Bölgesel ve Uluslararası Rolüne Dair Bir İnceleme
Pakistan: History, Identity, Pluralism and Its Strategic Position, with a Study of Its Political and Economic Structure and Its Regional and International Role
باكستان … التاريخ والهوية والتعددية وموقعها الاستراتيجي دراسة في البنية السياسية والاقتصادية ودورها الإقليمي والدولي
Prof. Dr. Ashraf Abdel Rafea Al Darfili, Executive Director of the Union of Afro-Asian Universities
Bu bölüm, Pakistan’ın tarihsel gelişimini, İslami kimliğini, siyasal ve ekonomik yapısını ve uluslararası sistemdeki stratejik rolünü kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Çalışmada, Pakistan’ın kuruluşunun yalnızca coğrafi bir bölünmenin sonucu değil, İslami kimliğe dayalı bir siyasal proje olduğu vurgulanmaktadır. Siyasal sistemin, anayasal İslami referanslara rağmen askeri müdahaleler, zayıf kurumsal yapı ve hibrit yönetim modeli nedeniyle istikrarsız bir denge içinde olduğu ortaya konulmaktadır. Toplumsal yapıda etnik, dilsel ve mezhepsel çeşitliliğin hem kültürel zenginlik hem de yönetişim açısından bir meydan okuma oluşturduğu değerlendirilmektedir. Ekonomik analizde, Pakistan’ın doğal kaynakları, jeostratejik konumu ve enerji ile ticaret koridorlarındaki rolü önemli fırsatlar sunarken; dışa bağımlılık ve yapısal kırılganlıkların sürdüğü tespit edilmektedir. Bölüm ayrıca Pakistan’ın küresel güçler arasında denge kuran dış politika yaklaşımını ve Türkiye ile ilişkilerinin stratejik ve medeniyet temelli bir işbirliği modeli sunduğunu vurgulamaktadır. Çalışma, Pakistan’ın geleceğinin kurumsal reformlar, ekonomik dönüşüm ve dengeli dış politika stratejileri ile şekilleneceğini ortaya koymaktadır.
21. Yüzyılda Hindistan ve Türkiye’nin Dış Politikası ve Stratejik Çıkarları
Foreign Policy and Strategic Interests of India and Turkey in the 21st Century
Asst. Prof. Dr. Firdous Ahmad Malik, university of people, USA
Asst. Prof. Dr. Nazir Hussain, Vishwa Bharti Womens College, Rainawari Srinagar (Jammu and Kashmir)
Owais Ismaeil, University of Delhi, India
Bu bölüm, Hindistan ve Türkiye’nin 21. yüzyıldaki dış politika yönelimlerini ve stratejik çıkarlarını karşılaştırmalı bir yaklaşımla incelemektedir. Çalışmada, her iki ülkenin yükselen güçler olarak küresel sistemdeki konumlarını güçlendirme çabaları; büyük güçlerle ilişkiler, bölgesel güvenlik stratejileri ve uluslararası kuruluşlardaki rolleri üzerinden analiz edilmektedir. Hindistan’ın dış politikasının stratejik özerklik, çok taraflı diplomasi ve ekonomik işbirliği temelinde şekillendiği; Türkiye’nin ise jeopolitik konumu ve güvenlik dinamikleri doğrultusunda daha proaktif ve bölgesel etkiyi artırmaya yönelik bir strateji izlediği ortaya konulmaktadır. Bölümde ayrıca, her iki ülkenin Birleşmiş Milletler ve G20 gibi platformlardaki aktif katılımının küresel yönetişimde daha fazla söz sahibi olma arayışını yansıttığı vurgulanmaktadır. Hindistan’ın Güney Asya ve Hint-Pasifik odaklı ekonomik ve diplomatik yaklaşımı ile Türkiye’nin Orta Doğu, Doğu Akdeniz ve Kafkasya merkezli güvenlik ve etki odaklı politikaları arasındaki farklılıklar analiz edilmektedir. Çalışma, bu farklılıkların tarihsel, coğrafi ve siyasal önceliklerden kaynaklandığını ortaya koymaktadır.
Kolonizasyon ve Sömürgeci Mantık Bağlamında Haçlı Seferlerinin Günümüze Tesiri Üzerine Bir İnceleme Bir İnceleme
An Overview of the Impact of the Crusades on the Present Day in the Context of Colonisation and Colonial Logic
Prof. Dr. Ziya Polat, Mardin Artuklu Üniversitesi, Türkiye
Doç. Dr. Ayşe Çekiç, Mardin Artuklu Üniversitesi, Türkiye
Bu bölüm, Haçlı Seferlerini tarihsel bir askeri süreçten öte, Batı dünyasında kolonyalist ve sömürgeci zihniyetin oluşumuna zemin hazırlayan bir paradigma olarak ele almaktadır. Çalışmada, Haçlı seferleriyle şekillenen dini meşruiyet temelli “ben–öteki” ayrımının, İslam dünyasına yönelik dışlayıcı ve üstenci bir bakış açısını kurumsallaştırdığı ortaya konulmaktadır. Haçlıların Tanrı adına hareket ettikleri inancı ile gerçekleştirdikleri işgallerin, yalnızca toprak kazanımına değil, aynı zamanda ötekini yok sayan ve şiddeti meşrulaştıran bir zihniyetin inşasına hizmet ettiği vurgulanmaktadır. Bölümde ayrıca, bu zihniyetin coğrafi keşifler, sömürgecilik ve modern emperyalizm süreçlerinde farklı biçimlerde yeniden üretildiği; medenileştirme, modernleştirme ve demokratikleştirme gibi söylemlerle süreklilik kazandığı analiz edilmektedir. Haçlı düşüncesinde ortaya çıkan üstencilik refleksinin, modern dönemde oryantalizm, İslamofobi ve küresel güç ilişkileri üzerinden devam ettiği ifade edilmektedir. Çalışma, günümüz uluslararası krizlerinin ve müdahaleci politikaların tarihsel arka planının anlaşılmasında Haçlı zihniyetinin belirleyici rolüne dikkat çekmektedir.
Kurtuluş Doktrini ve Stratejik Akıl: Doğu Türkistan Mücadelesinin Yeniden Tanımlanması
The Doctrine of Liberation and Strategic Thinking: A Redefinition of The Struggle of East Turkestan
Kaşgarlı Metehan, Gazeteci-Yazar
Bu bölüm, Doğu Türkistan bağımsızlık mücadelesini mevcut paradigma üzerinden eleştirerek, stratejik bir dönüşüm çerçevesinde yeniden yapılandırılmasına yönelik kapsamlı bir doktrin sunmaktadır. Çalışmada, uzun yıllar boyunca mağduriyet söylemi üzerinden yürütülen mücadelenin uluslararası sistemde sınırlı etki ürettiği; bu nedenle reaktif yaklaşımdan proaktif ve stratejik bir mücadele modeline geçilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu doğrultuda, aktif stratejik savunma, çok katmanlı mukavemet ve nihai denge olmak üzere üç temel stratejik sütun önerilmektedir. Bölümde, uluslararası hukuk temelinde meşruiyet mücadelesinin güçlendirilmesi, ekonomik bağımsızlık araçlarının geliştirilmesi, kurumsal yapılanmanın güçlendirilmesi ve merkezi bir siyasi irade altında birleşilmesi gerekliliği öne çıkarılmaktadır. Ayrıca diasporanın dağınık yapısının aşılması ve uluslararası sistemde özne konumuna geçilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Çalışma, Doğu Türkistan meselesinin yalnızca insani bir kriz değil, aynı zamanda jeopolitik ve stratejik bir mücadele alanı olduğunu ortaya koymaktadır.
Balkanlar ve Rumeli Coğrafyasında Tarihsel Süreklilik, Kimlik ve Stratejik Perspektifler
Historical Continuity, Identity, and Strategic Perspectives in the Balkans and Rumelia
Prof. Dr. Süleyman Baki, Tetova (Kalkandelen) Devlet Üniversitesi, Kuzey Makedonya
Bu bölüm, Balkanlar ve Rumeli coğrafyasının tarihsel, kültürel ve jeopolitik önemini çok boyutlu bir perspektifle ele almaktadır. Çalışmada, Osmanlı döneminde inşa edilen sosyal, kültürel ve kurumsal yapıların bölgede uzun süreli bir istikrar ve birlikte yaşama modeli oluşturduğu; ancak 20. yüzyılda yaşanan savaşlar, siyasi dönüşümler ve ideolojik rejimlerin bu yapıyı önemli ölçüde zayıflattığı ortaya konulmaktadır. Buna rağmen, bölgedeki Müslüman toplulukların kimliklerini, dini ve kültürel varlıklarını korumaya devam ettikleri vurgulanmaktadır. Bölümde ayrıca Balkanlar’ın yalnızca tarihsel bir miras alanı olmadığı; aynı zamanda günümüzde de stratejik, kültürel ve medeniyet perspektifi açısından önemini koruyan bir coğrafya olduğu ifade edilmektedir. Türkiye’nin bölgeyle olan tarihsel ve kurumsal ilişkileri değerlendirilerek, eğitim, kültür ve sivil toplum alanlarında yürütülen faaliyetlerin bu ilişkilerin güçlendirilmesindeki rolü analiz edilmektedir. Çalışma, Balkanlar’da yürütülecek faaliyetlerin yerel dinamiklerle uyumlu, kapsayıcı ve stratejik bir çerçevede geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
SONUÇ
Bu editöryal çalışma, Avrupa ve Orta Asya (Türkistan) İslam Devletleri bölgesinde ortaya çıkan çok katmanlı krizlerin yalnızca güncel gelişmelerin bir sonucu olmadığını, aksine tarihsel, jeopolitik ve yapısal dinamiklerin kesişiminde şekillenen uzun vadeli süreçlerin ürünü olduğunu ortaya koymaktadır. Kitapta yer alan bölümler, farklı coğrafya ve tematik alanlara odaklanmakla birlikte, ortak bir gerçekliğe işaret etmektedir: İslam dünyası, sahip olduğu jeopolitik avantajlara ve medeniyet birikimine rağmen, parçalanmışlık, dış müdahalelere açıklık ve kurumsal zayıflıklar nedeniyle küresel sistemde edilgen bir konuma itilmiştir.
Bu bağlamda çalışma, krizlerin yalnızca güvenlik ya da ekonomi ekseninde değil; kimlik, kültür, tarih ve siyasal zihniyet boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini göstermektedir. Irak’tan Doğu Türkistan’a, Güney Kafkasya’dan Balkanlar ve Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyada yaşanan gelişmeler, küresel güç rekabetinin, bölgesel kırılganlıkların ve tarihsel süreklilik arz eden müdahale biçimlerinin iç içe geçtiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, mevcut sorunların parçalı ve kısa vadeli politikalarla çözülemeyeceğini; aksine bütüncül, uzun vadeli ve stratejik bir yaklaşımı zorunlu kıldığını açıkça göstermektedir.
Kitapta öne çıkan temel bulgulardan biri, İslam dünyasının karşı karşıya bulunduğu sorunların önemli ölçüde kurumsal kapasite eksikliği ve ortak irade yoksunluğu ile ilişkili olduğudur. Bölgesel işbirliği mekanizmalarının zayıflığı, ekonomik bağımlılık ilişkileri, güvenlik alanındaki koordinasyon eksiklikleri ve entelektüel üretimdeki dağınıklık, bu kırılganlığı derinleştiren temel unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle, çözüm arayışlarının yalnızca mevcut krizleri yönetmeye değil, aynı zamanda kurumsal yapıların güçlendirilmesine ve ortak stratejik aklın inşasına odaklanması gerekmektedir.
Bu çalışma aynı zamanda, İslam dünyasının yalnızca sorun üreten bir coğrafya değil, doğru stratejik yönelimler ve işbirliği mekanizmaları ile küresel sistemde etkin bir aktör olma potansiyeline sahip olduğunu da ortaya koymaktadır. Sahip olunan enerji kaynakları, ticaret yolları üzerindeki konum, genç ve dinamik nüfus yapısı ve ortak medeniyet değerleri, bu potansiyelin temel dayanaklarını oluşturmaktadır. Ancak bu potansiyelin hayata geçirilebilmesi, rekabet eden değil tamamlayıcı, parçalı değil bütünleşik, reaktif değil proaktif bir yaklaşımın benimsenmesini gerektirmektedir.
Bu çerçevede, ASSAM tarafından ortaya konulan İslam Birliği vizyonu, yalnızca teorik bir öneri değil, aynı zamanda mevcut küresel sistemde adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasına yönelik stratejik bir model olarak değerlendirilebilir. İslam ülkelerinin ortak bir irade altında toplanmasını sağlayacak kurumsal yapıların oluşturulması, ortak güvenlik, ekonomi ve diplomasi politikalarının geliştirilmesi ve bölgesel işbirliğinin derinleştirilmesi, bu vizyonun temel unsurlarını oluşturmaktadır.
Sonuç olarak bu kitap, Avrupa ve Orta Asya (Türkistan) bölgesinde yaşanan krizleri analiz etmenin ötesine geçerek, bu krizlerin çözümüne yönelik stratejik bir çerçeve sunmaktadır. Çalışma, akademik bir birikimi politika önerileriyle buluşturarak, karar alıcılar, araştırmacılar ve ilgili tüm paydaşlar için yol gösterici bir referans niteliği taşımaktadır. Bu yönüyle kitap, yalnızca mevcut durumu anlamaya değil, aynı zamanda daha adil, dengeli ve sürdürülebilir bir uluslararası düzenin inşasına katkı sunmayı hedeflemektedir.
BÖLÜM 1 THE EFFECTS OF THE AMERICAN INCURSION OF BAGHDAD ON ITS HISTORY AND CULTURE…
BÖLÜM 2 EN TEHLİKELİ ÇİN Mİ? TÜRKİYE’DEKİ YANSIMALARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Mir Kamil Kaşgarlı, Gazeteci-Yazar…
BÖLÜM 3 GÜÇ VE BARIŞ ARASINDA DENGE: TÜRKİYE’NİN AZERBAYCAN–ERMENİSTAN JEOPOLİTİK KRİZİNDEKİ STRATEJİK ROLÜ Prof. Dr….
BÖLÜM 4 DOĞU TÜRKISTAN UYGUR TÜRKLERI DIASPORASININ DÜNÜ VE BUGÜNÜ Prof. Dr. Erkin Emet, Ankara…
BÖLÜM 5 ISLAMIC VALUES, STRATEGY, AND PUBLIC DIPLOMACY: INSIGHTS FROM AL-FARABI Prof. Dr. Edward Moad,…
BÖLÜM 6 PAKISTAN: TARIH, KIMLIK, ÇOĞULCULUK VE STRATEJIK KONUMU ILE SIYASI VE EKONOMIK YAPISI, BÖLGESEL…